Bunun üzerine
Timur o defterdara kağıtları yedirir ve işten kovar. Yerine Nasreddin Hoca'yı
alır.
Nasreddin Hoca
hesapları yufka üzerine yapmaya başlar. Timur, bunu görür ve sebebini sorar.
Cevap aynen şöyle
olur :
- Yemesi kolay
olsun diye !
O kadar gezse
Nasrettin Hoca'ya
dert yanıyorlar:
-Yahu Hoca senin
karı çok geziyor.
Hoca:Olur mu
canım? O kadar gezse arada bir bizim eve de uğrar.
Eşek Kadı Olmuş
Nasrettin
Hoca'nın eşeği kaybolmuştu...Ama ne kadar aradıysa da bulamamıştı onu.
Aradan aylar
geçmişti.
Densizliğiyle ün
kazanan tanıdıklarından biri:
-Hocam,
demiş,haberin var mı,senin eşek Sivrihisar'a kadı olmuş...
Nasrettin Hoca
yanıtlamış adamı:
-Hiç
şaşmam...Ben,ders verirken,kulaklarını dikip,öyle bir dikkatle dinliyordu
ki...Sonunda adam olacağı belliydi...
Eşeği Çaldırmak
Nasrettin
hoca,eşeğini çaldırınca çırpınıp bağırmaya,çevresini aranmaya başlamış.Kendisini
bu halde gören kadı sormuş ona:
-Eşeği kime,
nasıl çaldırdın?
Nasrettin
hoca,şöyle bir ters ters bakmış kadıya. Sonra da yanıtlamış onu :
-Bu soruların
cevabını bilseydim zaten aramazdım...
Lakap
Timur,bir gün
Nasrettin Hoca ile görüşürken söz dönüp dolaşıp Abbasi büyüklerine gelmiş.
Timur sormuş:
-Hoca bilirsin
ya,Abbasi büyüklerinin hemen hepsinin “Muvaffak-ı Billah”, “Mütevekkil Alallah”,
“Mütesim-ül Illah” gibilerinden birer lakabı vardır. Eğer ben de Abbasilerden
olsaydım, acaba bana nasıl bir lakap takarlardı? De bakalım...
Nasrettin Hoca bu
fırsatı kaçırır mı?
Timur'un yüzüne
baka baka:
-Herkes sana
“Neuzi Billah” derdi!... deyivermiş...
Baba Sözü
Dinlemek
Nasrettin
Hoca'nın bir oğlu varmış...Ters mi ters ... Ne denirse tam tersini yapan bir
çocuk.
Bir gün Nasrettin
Hoca ile oğlu Akşehir'e gitmişler. Oradan iki çuval tuz almışlar. Ve eşeğe
yükleyip köylerine dönmek için yola koyulmuşlar.
Köylerinin
yakınındaki derenin yanına gelmişler, Nasrettin Hoca derenin en sığ yerinden
karşıya geçmiş. Oğlu da o sırada eşeği sudan geçirmekteymiş....
Nasrettin Hoca
bir de bakar ki, ne görsün, eşeğin sırtındaki çuvallardan biri suya değdi
değecek...
Ne yapsın?
Oğlunun da huyunu
bildiği için seslenir:
- Sevgili
oğlum...Çuvallardan biri suya değecek. Biraz daha asıl da iyice suya gömülsün...
Çocuğun o gün
uysallığı üzerindeymiş... Tutup,babasının dediğini yapmış. Sarkan çuvalı
batırmış. İşte tam o anda, öteki çuvalda semerin üzerinden devrilmiş...
Ve iki çuval
birden suya düşmüş...
Nasrettin Hoca
can havliyle oğluna bağırmış:
- Ulan ne halt
ettin,salak oğlum?... İki çuval tuz suya karıştı!
Oğlu yanıtlamış:
- Kırk yılda bir
baba sözü dinleyelim dedik,gene de yaranamadık..
Şükür
Bir gün Nasrettin
Hoca Timur'a ayva götürüyormuş.sepet dolu ayvalarla giderken bir köylüye
rastlamış. Köylü demiş ki:
- Hocam Timur
ayva sevmez sen ona başka bir şey götür.
Bu sefer Hoca
ayva yerine incir götürmüş.
Timur inciri
yemeye başlamış . Bir tane yiyor bir tanede Hocanın kafasına atıyormuş. Hoca:
-Yarabbi şükür ,
diyormuş.
Timur sormuş:
- Kafana incir
atınca neden şükrediyorsun .
Hoca'da şöyle
demiş:
-Ya size ayva
getirseydim.
Al Şu Elimi
Nasrettin
Hoca'nın gençlik günleri....
Birkaç arkadaşı
ile birlikte Akşehir'deki bir gezinti yerine giden Nasrettin Hoca yemek yedikten
sonra , orada bulunan akarsuyun havuzunda ellerini yıkarken birden ayağı kaymış
ve havuza düşmüş.
Havuz derinmiş.
Nasrettin Hoca, nerede ise boğulacakmış. Onu kurtarmak isteyenlerden biri elini
uzatarak :
- Ver elini, diye
bağırmış.
Ama Nasrettin
Hoca elini bir türlü uzatmıyor ve havuzun içinde çırpınarak kenara yaklaşmaya
çalışıyormuş.
Havuzun
çevresindeki gençlerden uyanık olan birisi :
- Al şu elimi
diye bağırmış.
Nasrettin Hoca ,
gencin uzattığı eli tutmuş ve havuzdan çıkmış.
Hoca'ya bunun
nedenini sordular.
Şöyle yanıt
vermiş :
-
Arkadaşlar,demiş, sakın kınamayın. Ben , vermeye değil almaya alışmışım.
Aydınlık
Nasrettin Hoca
bir gün köyde kapısının önünde bir şeyler aranıyormuş.Hocayı gören komşuları
yanına yaklaşarak:
- Hayrola Hoca
Efendi,demişler,bir şey mi kaybettin?
- Mühürüm düştü
de...
- Nerede
düşürdün?Söyle, biz de bakıverelim.
- İçerde
düşürdüm,avluda...
- Avluda
kaybedilen şey sokakta aranır mı be Hoca?
Evinde ve
bahçesinde ışığı olmayan Hoca ,bunun üzerine:
- Avlu
karanlık.burası daha aydınlık da onun için burada arıyorum,demiş.
İnşallah
Nasrettin Hoca
bir gün hanımına: “Hanım yarın yağmur yağarsa evde kalacağım, eğer yağmazsa
ormana odun kesmeye gideceğim” demiş. Hanımı “İnşallah de bey belli olmaz”
demiş. Hoca da kızarak “İnşallahı maşallahı mı var hanım yağarsa evde kalırım
yağmazsa oduna giderim demiş.”
Hanımın içine
sinmemiş ama susmuş.
Ertesi gün hava
güzelmiş ve Nasrettin Hoca ormana gitmiş. O gün de oraya başka ülkeden gezmeye
gelen bunun yanında haydutlukta yapan adamlar gelmiş. Nasrettin Hoca'yı almışlar
bize rehber ol diye diyar diyar gezdirmişler. Eşeğini falan da almışlar. Birkaç
hafta sonra Hoca yorgun argın, üst baş perişan evine gelmiş ve kapıyı çalmış.
Hanımı “Kim o? diye sormuş. Hoca da:
- Dünyada en iyi
öğüt,bir kadının kocasının öğüdünü dinlemesidir,demiş.
Umut Şu Dağın
Ardında
Nasrettin Hoca
odun getirmek için ormana gitmiş.
Odun toplarken
bir de bakmış ki,Eşeği oralarda yok.
Seslenmiş,bağırmış,çağırmış ama eşek çıkmamış ortaya. Odunları bir kenara koyup
türkü söyleyerek ağır ağır aramaya başlamış eşeği.
O sırada oradan
geçen köylüler:
- Hayrola Hoca
efendi, ne yapıyorsun böyle? Demişler.
Nasrettin Hoca:
- Bizim eşek
kayboldu da onu arıyorum,diye yanıtlamış.
Köylüler:
- Eşeği kaybolan
adam böyle türkü mü söyler? Demişler.
Nasrettin
Hoca,sormuş:
- Ya ne yapar?
Köylüler:
-
Telaşlanıp,üzülür,demişler.
Nasrettin Hoca,
gülümsemiş:
- Bir umudum
kaldı, o da şu dağın ardında. Eğer eşeğimi orada da bulamazsam, varın siz o
zaman bendeki feryadı seyredin...
Size Müjdem Var
Timur ,
ordusundaki fillerden birini , Nasrettin hoca' nın köyüne göndermiş.
Fil, köyde ne
kadar ot varsa ,onları silip süpürüyormuş.dayanamamışlar bu duruma köylüler.
Nasrettin hoca 'yı da önlerine katarak, Timur'a şikayet etmek için yola
çıkmışlar.
Yolda köylüler ,
birer ikişer sıvışmaya başlamışlar.
Tek kalan
Nasrettin Hoca , Timur'un huzuruna alınmış:
- Köyümüze
gönderdiğin filden köylüler çok memnun kaldılar. Yalnız, zavallı hayvan tek
başına yaşıyor. Lütfen, hayvancağızın yalnız başına yaşamaması için bir de dişi
fil gönderilmesini istiyoruz. İşte bunu arz etmek için huzurunuza geldim… demiş.
Bu sözlere çok
sevinmiş Timur.Hemen yanındakilere, Nasrettin Hoca'nın köyüne birde dişi fil
gönderilmesi için emir vermiş…
Nasrettin
Hoca'nın sevinçli bir haber getirdiğini sanan köylüler sormuşlar Nasrettin
Hoca'ya
- Timur'un fili
ne zaman geri alacak?
Nasrettin Hoca
gülümsemiş:
- Size bir müjdem
var . Timur söz verdi , yakında bu filin dişisini de gönderiyor köyümüze demiş.
Akşehir'e Gelen
Papazlar
Bir gün üç papaz
gelmiş Akşehir'e. Sohbet sırasında Nasrettin Hoca'ya sorular sormuş papazlar.
Bir ara
papazlardan biri:
- Hoca
Efendi,dünyanın tam orta yeri neresidir?
Nasrettin Hoca
eşeğinin ön ayağının bastığı yeri göstererek:
- İşte tam
burasıdır, papaz efendi, diye yanıtlamış adamı.
Papaz gülmüş:
- Nereden bildin
hoca Efendi orası olduğunu?diye sormuş.