|
Kuş gribi nedir?
Kuş
gribi bulaşıcı bir hayvan hastalığıdır. Hastalığa sebep olan virüs
sadece kuşları ve daha az olarak domuzları enfekte eder. Bütün
kanatlı hayvanlar enfeksiyon için risk altındadır. Özellikle
hayvanların sıkı temas içinde yaşadığı kümes hayvancılığında virüs
çok kolay olarak yayılabilmekte ve kısa süre içerisinde kümes
hayvanları arasında salgına neden olabilmektedir.
Kuşlarda hastalık iki şekilde görülür. Hastalığın bir şekli orta
derecede şiddetle atlatılan; tüylerde kırışıklık ve yumurtlamada
azalma olarak kendini gösterir. Hastalığın diğer formu ise ağır
patojen özelliğe sahip virüsle görülen şeklidir ki oldukça
öldürücüdür. Bu virüse yakalanan bütün kuşlar genelde hastalık
etkilerinin görüldüğü ilk gün ölür. Bu hastalık şekli ilk olarak
1978 yılında İtalya’da tespit edildi.
Kuşlarla ilgili ne tür önlemler
alınabilir?
En
önemli kontrol önlemi hastalıklı ya da virüse maruz kalmış/kalmış
olma ihtimali olan hayvanı mümkün olduğu kadar hızlı itlaf etmektir.
İtlaf edilmiş hayvanların mutlaka uygun şekilde gömülmesi gerekir
(kireçlenerek ve yeterli derinliğe gömülerek). Çiftliklerin
karantinaya alınması ve çok dikkatli dezenfeksiyon uygulanması
gerekir.
Virüs ısıyla ve (56 C° de 3 saat yada 60 C° de 30
dakika bekletildiğinde ölür) iyot içeren dezenfektanlarla
öldürülebilir.
Virüs, bulaştığı hayvan gübresinde soğuk havada 3 haftaya kadar
canlı kalabilir. Virüs suda 22 C° lik ısıda 4 günden fazla canlı
kalabilirken 0 C° de ise 30 gün canlı kalabilir. Ağır patojen
özelliğe sahip virüs barındıran hayvan dışkısının 1 gramı 1 milyon
kanatlı hayvana hastalık bulaştırabilir.
Hastalığı kapmış olan kümes hayvanlarının hareketlerinin
kısıtlanması (özellikle şehirler ve ülkelerarası hareketler) ve
kontrol altında tutulması diğer kontrol önlemlerinden biridir.
Kümes hayvanlarındaki salgının önemi
nedir?
Kuş gribi salgını; özellikle ağır patojen olan şekli, kümes
hayvancılığı ve çiftçiler için oldukça zarar vericidir. Mesela
1983-1984 yıllarında ağır patojen virüsle Pensilvanya’da ortaya
çıkan bir salgın 17 milyon kümes hayvanın telef olmasına sebep olmuş
ve Amerikan ekonomisine verdiği zarar yaklaşık olarak 65 milyon
dolar olmuştur. Bu ekonomik sonuçlar gelişmekte olan ülkelerdeki
yükselen kümes hayvancılığına zarar vermekte ve bu şekilde geçimini
sağlayan aileleri de önemli derecede etkilemektedir.
Eğer salgın ülkenin tamamına yayılırsa kontrol oldukça zorlaşır.
Mesela 1992 yılında Meksika’da görülen salgın, 1995 yılına kadar tam
olarak kontrol altına alınamamıştır.
Bu
gerçeklerden hareketle herhangi bir salgın tespiti ya da şüphesi
varlığında devlet otoritelerinin mümkün olan en kısa sürede
sorumluluğu üstelenmeleri, acil eylem planları geliştirmeleri ve
salgını kontrol altına almaları gerekir.
Kuş gribi salgını bir ülkede nasıl
yayılabilir?
Ülke içerisinde hastalık bir çiftlikten diğerine ya da bir kümesten
diğerine oldukça kolay bulaşabilir. Kanatlı hayvanların dışkılarında
ve virüsle bulaşmış tozlarda çok sayıda virüs vardır. Havayla
yayılan virüs solunduğu zaman enfeksiyona sebep olabilir. Bu sayede
o havayı soluyan bütün kanatlı hayvanlar hastalığı kapar ve
hastalığı bulaştırabilir. Virüsle kirlenmiş olan malzemeler;
araçlar, yemler, kafesler, örtüler – özellikle ayakkabılar- virüsü
bir çiftlikten diğerine taşıyabilir. Enfekte hayvanların, ayakları
ve gövdeleri de virüs taşınması konusunda dikkat edilmesi gereken
yerlerdir. Hastalığın yayılmasında, mekanik vektör görevi gören
kemirgenler de etkili olabilir. Enfekte vahşi kuşların dışkıları,
hem kanatlı hayvan ticareti yapılan hem de kümes hayvancılığı
yapılan yerlerde hastalığın yayılması için oldukça etkin rol
oynarlar. Eğer ev hayvanları serbestçe dolaşabiliyorlarsa hastalığın
vahşi kuşlardan ev hayvanlarına geçme ihtimali oldukça yüksektir.
Özellikle eğer ev hayvanları ile vahşi kuşlar ortak su kaynağını
kullanıyorlarsa, virüs taşıyan vahşi kuş dışkıları bulaşmış su
kaynaklarından beslenen ev hayvanlarının hastalığı kapması
kaçınılmazdır.
Diğer bir hastalık yayılma kaynağı ise sağlıksız koşullarda canlı
hayvan satılan yerlerdir.
Bir ülkeden diğer ülkeye hastalık
nasıl yayılır?
Hastalık bir ülkeden diğer ülkeye canlı kümes hayvanı ticareti ile
yayılabilir. Göçebe kuşlar, yabani su kuşları, deniz kuşları ve kara
kuşları hastalığı bir ülkeden diğerine taşıyabilir. Bu kuşlar uzun
mesafeli göç edebildikleri için çok uzaklardaki ülkelere bile virüsü
taşıyabilirler. Özellikle yabani su ördekleri hastalığa karşı
dirençli oldukları için virüsü taşıdıkları ve başka kanatlı
hayvanlara bulaştırdıkları halde hasta oldukları anlaşılmadığından
tanınamazlar ve birçok kanatlı hayvana hastalığı bulaştırabilirler.
Evcil ördekler, kazlar, hindiler ve diğer kanatlı hayvan türleri
öldürücü olabilen virüsü kapabilir ve bulaştırabilirler.
Hastalık kendini nasıl belli eder?
2003 Kasım ayının ortalarından beri, gelişmekte olan Asya
ülkelerinde tavuk ve ördekler arasında ağır patojen virüs
enfeksiyonunun salgın halinde görüldüğü bildirilmektedir. Yabani kuş
türlerinde ve domuzlarda bile enfeksiyon bildirilmiştir.
Bu
hızlı yayılan, ağır patojen virüs aynı zamanda birkaç ülkede
görüldü. Bu durum tarihte benzeri görülmemiş şekilde hem insan
sağlığını hem de çiftçiliği ilgilendirmiştir.
İnsan sağlığı için alarma geçilmesinin nedeni ağır patojen olan H5N1
türünün bu salgından sorumlu virüs olarak izole edilmesidir. Bu
virüs, türler arasında kolay olarak yayılabilir ki bu şekilde yakın
geçmişte hastalık kapmış iki insan tespit edilmiş ve bu şimdi tekrar
yaşanabilir. Bu sayı özellikle Vietnam ve Tayland’da giderek
artmaktadır.
Şimdiki salgından bu kadar
korkulmasının nedeni nedir?
Halk sağlığı merkezlerinin, daha önce benzeri görülmemiş bu
salgından tedirgin olmalarının birkaç nedeni vardır. Bunlardan ilki,
Asya’da görülen salgınların en sık sebebinin - ama hepsinden sorumlu
değil- ağır patojen H5N1 suşunun olmasıdır. Bu suş türler arasında
geçiş yapabildiği ve diğer türlerde de ağır enfeksiyona neden
olabildiği için insanlara bulaşabileceği ve insan ölümlerine neden
olabileceği içindir.
2. ve
belki daha da önemli bir başka nokta, mevcut durumun insanlarda
pandemi yaratabilecek diğer bir influenza salgınına yol açabilme
ihtimalidir. Kuş ve insan influenza virüslerinin, aynı anda her iki
virüs tipi tarafından enfekte olmuş bir kişinin vücudunda gen
exchange işlemini yapabildikleri bilim adamları tarafından
bilinmektedir. Bu durum insan vücudu içinde daha önce bağışıklık
kazanılmamış yeni virüs alt gruplarının doğmasına yol açabilir. Bu,
şu anda kullanılmakta olan ve her yıl dolaşmakta olan virüslere
karşı geliştirilen ve epidemi mevsimlerinde insanları hastalıktan
koruyan aşıların etkisiz olduğu, tamamiyle yeni virüslerin ortaya
çıkması anlamını taşımaktadır.
Yeni
oluşacak virüs genomunda yeterli miktarda insan geni olursa
hastalığın bulaşması yalnızca kuşlardan insanlara olmakla
kalmayacak, virüs insandan insana da rahatlıkla bulaşabilecektir. Bu
olursa yeni bir influenza pandemisinin gelişimi de tetiklenmiş
olacaktır. Asıl korkulacak nokta insandan insana geçişle başlayacak
bu salgının yüksek ölüm oranlarıyla seyredebileceği ihtimalidir. Bu
durum 1918-1919 yılları arasında açığa çıkan ve tamamiyle yeni bir
virüs tipi ile gelişen influenza salgınındaki hale benzeyebilir.
Hastalık 4-6 ayda tüm dünyaya yayılmış ve takip eden 2 yıl boyunca
tekrarlayan hastalık dalgalarıyla tüm dünyada yaklaşık 40- 50 milyon
insanın ölümüne neden olmuştu.
Şu an için insandan insana bulaş ile
ilgili kesin kanıtlar mevcut mudur?
Hayır. Ancak 27 Eylül 2004 tarihinde Tayland Sağlık Bakanlığı bir
grup ailede, muhtemelen insandan insana bulaşın yaşandığını
bildirmiştir. Yetkililer bir Taylandlı annenin hastalığı ya çevresel
kaynaklardan ya da hasta olan kızına bakarken kazandığını
bildirmişlerdir. Bu ailenin incelenmesinde hastalığın insandan
insana geçişi ile ilgili başka bulgular da tespit edilmiş ancak
hastalığın aile içinde sınırlı kaldığı, yakın çevreye yayılmadığı
fark edilmiştir.
İnsanlar H5N1 suşu ile sıkça enfekte
olur mu?
Hayır. Bu durum çok nadir olarak görülür. H5N1 ile enfekte olan ilk
vaka 1997 yılında Hong Kong’dan rapor edilmiştir. İlk salgında 18
kişi enfekte olmuş ve bunlardan 6'sı ölmüştü. Bu vakalardan 1 tanesi
tarlada çalışırken kuşlarla temas eden, diğer 17 tanesi de canlı
hayvan satılan dükkanlarda çalışanlardı.
İnsan
vakaları, kuşlar ve kümes hayvanları arasında yaşanan yüksek bulaşma
hızıyla seyreden H5N1 salgını ile eş zamana tesadüf etmiştir.
İnsandan insana H5N1 geçişi sağlık çalışanları, aile fertleri, kümes
hayvancılığı ile uğraşanlar arasında da çok sınırlıdır. Virüsle
karşılaşmış olunduğunu gösteren H5 antikoru bu kişilerde tespit
edilse de, bu kişiler arasında ciddi bir hastalık vakası
bildirilmemiştir.
2003
yılında H5N1, Çin seyahati sonrasında Hong Kong'a dönen iki aile
ferdinde yeniden görülmüştür. Hasta olan baba ölmüş ancak oğlan
çocuğu iyileşmiştir. Ailenin 3. ferdi olan kız çocuğu da solunum
yetmezliğinden ölmüştür. Ancak kız çocuğunun gerçek ölüm nedenini
açığa çıkaracak numuneler elde edilememiştir.
Son rapor edilen kuş gribi
salgınlarının hepsi insanlar için tehlike teşkil etmekte midir?
Hayır. H5N1 suşu ile gelişen salgınlar insan sağlığı açısından önem
taşımaktadır.
İnsan
sağlığı açısından riski belirlemede, kuşlarda salgına yol açan suşun
hangisi olduğunun belirlenmesi önemlidir. Örneğin Tayvan’dan rapor
edilen en son kuş gribi, H5N2 suşu ile gelişmiştir. Bu virüs kuşlar
arasında da hastalık oluşturma riski düşük olduğu gibi şimdiye kadar
insanlarda bu suşla hastalık geliştiği hiç bildirilmemiştir.
Pakistan'dan bildirilen en son salgın da H7 ve H9 suşu ile
ilgilidir.
Ancak hastalık oluşturma riski düşük olan bir suşun bile 6-9 ay
içerisinde mutasyona uğrayabileceği gösterildiği için kümes
hayvanlarındaki salgınların dikkate alınması ve gerekli önlemlerin
alınması gerekir.
Bir pandemi önlenebilir mi?
Kimse kesin olarak bilmiyor. İnfluenza virüsleri yüksek derecede
kararsızdır ve davranışları bu konuda herhangi bir tahmini mümkün
kılmamaktadır. Buna rağmen Dünya Sağlık Örgütü bu konuda optimist
kalarak, eğer doğru hamleler hızlı bir şekilde yapılırsa bir
influenza pandemisinin önlenebileceğini düşünmektedir. Bu DSÖ’nün şu
anda en önde gelen hedefidir.
İlk öncelik ve ana savunma hattı insanların en büyük virüs
rezervuarlarına yani enfekte kümes hayvanlarına maruziyet
olasılıklarını azaltmak olmalıdır. Bu da kümes hayvanları arasındaki
salgınların hızlı bir şekilde saptanması ve tüm enfekte kümes
hayvanı stoklarının yok edilerek leşlerinin de uygun bir şekilde
uzaklaştırılması dahil olmak üzere acil kontrol önlemlerinin
alınması ile mümkün olmaktadır.
Eldeki tüm veriler kümes hayvanları arasında yüksek derecede patojen
H5N1 kuş influenza salgınları yaygın olduğu zaman, insanlara bulaş
riskinin de artmış olduğunu göstermektedir. İnsan infeksiyonlarının
sayısı arttıkça yeni bir virüs subtipinin ortaya çıkma ve bir
influenza pandemisi tetikleme riski de artmaktadır. Kümes
hayvanlarında yaygın enfeksiyon ve artmış insan enfeksiyonu
arasındaki ilişki şu anda Asya'da gösterilmektedir. Şu ana kadar
gösterilmiş insan olguları ve ölümleri iki ülkede -Vietnam ve
Tayland'da- olup çok yaygın kümes hayvanı salgınları eşlik etmiştir.
DSÖ durumun aciliyetini belirterek hayvan ve tarım sektörlerinde
hızlı davranılması üzerinde vurgu yapmaktadır. Örneğin 1997’de Hong
Kong’da tüm kuş populasyonunun -tahminen 1.5 milyon tavuk ve diğer
kuş- ortadan kaldırılması 3 gün içinde gerçekleştirilmiştir. Yine
2003’de Hollanda'da 100 milyon kuşun yaklaşık 30 milyonu bir hafta
içinde imha edilmiştir. Her iki durumda da alınan hızlı önlemlerin
insanlarda kuş gribi pandemisini önlemiş olduğu düşünülmektedir.
Şu ana kadar az sayıda insan
olgusunun bildirilmesi endişeleri giderebilir mi?
Evet. DSÖ nün elinde H5N1 suşunun kuşlar arasında Nisan 2003’den
beri bulunuyor olabileceğine dair bazı veriler bulunmaktadır. Şu ana
kadar az sayıda insan olgusunun bildirilmesi, virüsün kuşlardan
insanlara çok kolay bulaşmıyor olabileceğini düşündürmektedir. Yine
de H5N1 suşunun hızlı mutasyon geçirebilmesi ve diğer türlerden
influenza virüsleri ile gen değiştirme eğilimi nedeniyle durum hızlı
bir şekilde değişebilir.
Enfekte hayvanların hızlı bir şekilde ortadan kaldırılması dışında
insan enfeksiyonlarını önleme yönündeki bir diğer önlem, hayvan imha
operasyonlarında görev alan işçilerin korunması olacaktır. DSÖ bu
operasyonların güvenli yapılabilmesi yönünde kılavuzlar
yayınlamıştır.
Doğru kontrol önlemleri uygulanmakta
mıdır?
Bazı olgularda evet. Japonya ve Kore Cumhuriyeti, kümes hayvanları
arasındaki salgınlarını hızlı ve güvenli bir şekilde kontrol etmiş
görünmektedir. Hayvan imha operasyonlarında görev almış olan işçiler
üzerinde yapılan çalışmalar herhangi bir insan enfeksiyonu ortaya
koymamıştır. Diğer ülkelerde durum daha problemlidir.
DSÖ, ciddi kümes salgınları olan çeşitli ülkelerdeki hükümetlerin,
önerilen koruma önlemlerini almak ve kümes hayvanlarını hızlı bir
şekilde imha etmek için gerekli kaynaklara sahip olmadığının
farkındadır. Bu ülkelerin bazılarında uzak, kırsal bölgelerdeki
kayıt dışı kümes hayvancılığı hayvan rezervuarının hızlı ve
sistematik bir şekilde eliminasyonunu daha öte komplike etmektedir.
H5N1 dışında diğer kuş influenza
virüsleri ile enfeksiyon söz konusu mudur?
Evet. İki suşun daha insanlarda hastalığa neden olduğu
gösterilmiştir, fakat salgınlar H5N1 suşundan kaynaklananlar kadar
ciddi olmamıştır.
Kuşlarda çok patojenik olmayan H9N2 suşu 1999’da Hong Kong'daki iki
çocukta ve Aralık 2003’ün ortasında yine Hong Kong'daki bir çocukta
hafif hastalık olgularına neden olmuştur. Şubat 2003’de Hollanda da
yüksek derecede patojen H7N7 kuş influenza virüsü ile salgın, bir
veterinerin 2 ay sonra ARDS den ölmesine neden olurken 83 kümes
çalışanı ve ailelerinde de hafif hastalık ile sonuçlanmıştır.
H5N1’e karşı etkili bir insan aşısı var mıdır?
Hayır. Mevcut aşılar H5N1’in insanlarda yol açacağı hastalığa karşı
korumayacaktır. DSÖ aşı üreticileri tarafından kullanılacak bir H5N1
prototip virüsü üzerinde çalışmaktadır.
2003 yılındaki H5N1 suşunu kullanarak geliştirilmiş mevcut prototip
aşı virüsü, aşı geliştirmek üzere kullanılamamaktadır. 2004
virüsünün başlangıç analizi virüsün ciddi bir şekilde mutasyon
geçirmiş olduğunu göstermektedir.
Hastalığı önleme ve tedavi için ilaç
var mıdır?
Evet. İki sınıf ilaç mevcuttur. Bunlar M2 inhibitörleri (amantadin
ve rimantadin) ve nöroiminidaz inhibitörleri (oseltamivir ve
zanimivir) dir. Bu ilaçlar bazı ülkelerde insan influenzasının
önlenmesi ve tedavisi için lisanslı olup etken suş önemli olmaksızın
etkili oldukları düşünülmektedir.
Ancak Vietnam'daki yakın dönem ölüm vakalarından izole edilen
virüslerin ilk analizi göstermiştir ki virüsler M2 inhibitörlerine
karşı dirençlidir. Amantadin rezistansını doğrulamak üzere ileri
testler yapılmaktadır. Nöroiminidaz inhibitörlerinin mevcut H5N1
suşu üzerine etkinliğini doğrulamak üzere laboratuar çalışmaları
devam etmektedir.
Mevcut aşılar bir infulenza
pandemisini önlemede faydalı mıdır?
Evet, ancak hedefe yönelik bir şekilde kullanıldığı takdirde. Yüksek
risk gruplarına, örneğin kümes hayvanı imhacılarına uygulandığı
takdirde mevcut aşılar insan suşlarına karşı korur ve kuş virüsüne
maruziyet açısından yüksek risk altındaki insanların aynı anda hem
kuş hem de insan virüsü ile enfekte olma ihtimalini azaltır. Bu tarz
dual enfeksiyonlar kuş ve insan virüslerine genomlarını değiştirme
fırsatı vererek pandemik potansiyeli olan yeni bir influenza
subtipinin gelişmesine zemin hazırlar.
Mevsimsel influenza pandemileri esnasında insanları korumak üzere
rutin kullanım için yıllık aşılar üretilmektedir. Bu aşılar H5N1 kuş
virüsü ile enfeksiyona karşı herhangi bir koruma sağlamazlar.
Bu
nedenlerden dolayı DSÖ aşılama için kılavuzlar yayınlamıştır. Buna
göre mevcut influenza trivalan aşısının kümes hayvanları arasında
yüksek derecede patojenik H5N1 kuş gribi salgını olan ülkelerde
yüksek maruziyet riski olan gruplarda kullanılması önerilmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü
http://www.who.int/csr/disease/avian_influenza/avian_faqs/en/index.html
sayfasından hazırlanmıştır.
Kaynak:
www.hacettepe.com.tr
|